GAZETECİ ENGİN BELLİ’NİN KALEMİNDEN
Pek çoğumuz Kemal Sunal filmlerinin hayranıyız. Tekrar tekrar izlemekten bıkmayız. İşte bu filmlere dahası tarihe seyahat etmek istiyorsanız Çatalca’da ki İnceğiz Mağaralarına mutlaka gitmelisiniz.
Kemal Sunal’ın bazı filmlerine doğal set olmuş İnceğiz Mağaraları. Belirtmeden de geçmek istemiyorum, eğer burası Dünya’nın başka bir yerinde olsaydı baş üstünde tutulur ve ilçe ekonomisine katkı sağlanması için gereken düzenlemeler yapılırdı. Mamafih, İnceğiz Mağaraları için durum böyle değil.
Tarihi ve Kültürel dokusu ile Dünya Milletlerini kıskandıran Cennet Vatanımız Türkiye’de “ Tarihi Mekanlara Ne Kadar Sahip Çıkıyoruz? ” sorusunu irdeleyeceğim bugünkü köşe yazımda.
İLÇE MERKEZİNE ÇOK YAKIN
Pazar tatilini fırsat bilip İstanbul kent merkezine yaklaşık 30 dakika uzaklıkta olan Çatalca’ya günü birlik seyahat ettim. Günlük Gazetemizin her gün sokaklarında okunduğu ilçenin İnceğiz Mahallesi’ne özel otomobilim ile hareket ettim. Tarihin ilk yerleşim yerlerinden biri olan İnceğiz Mağaraları’nı merak ettiğim için, soluğu eskiden köy olan ancak son yıllarda mahalle statüsüne kavuşan İnceğiz’e uğramadan, tarih mirası bölgeye yöneldim.
Çatalca’nın kuzeybatısındaki, Karasu Deresi’nin oluşturduğu derin vadi içinde yer alan, insan eliyle oluşturulmuş üç katlı Bizans Manastır Mağaraları ve Kaya Kiliseleri bilim dünyası tarafından 1950’li yıllarda keşfedilmiş. Etrafı piknikçilerin mesken tuttuğu mesire alanları ile kaplı. Dere, piknikçileri bölgeye çekiyor olsa gerek.
Bölgeye vardığımda tüm ihtişamı ile karşıladı beni İnceğiz Mağara Manastırı. Tarihi hakkında tabelalara yazılan bilgilendirmeyi okuduktan sonra mağaralara yöneldim. Öyle bakımlı bir merdiveni yok, derme çatma ahşap basamaklar yapılmış. Kayalar ise oldukça kaygan dikkat etmeniz gerekli, düşmeyesiniz aman !..
Adımlayarak çıkıyorum yukarı doğru. Aklımda ise Kemal Sunal filmleri… Mağaralar köylüler tarafından Kemal Sunal mağaraları olarak da biliniyor aslında. Salako olmak üzere Kemal Sunal’ın filmlerindeki bazı mağara sahnelerine doğal set olmuş burası. Kireçtaşı yapısında olduğu için oyularak yapılan bir yapı Mağara dediğimiz yer. Eski zamanların apartman yapısı diyebiliriz. Hıristiyanlık öncesi yapıldığı kesin, sonradan ise ibadet için kullanılmış. Her bir odacık birbirine bağlı. Zaman içinde gerek aşınma, gerekse büyük depremler sonucunda bazı kısımları yıkılarak bu bağlantılar kopmuş.
SOS VERİYOR !..
Yerli Turist sayısı oldukça fazla. Piknik yapmaya gelenlerde şöyle bir bakayım diye çıkıyorlar kaya oluşumlarına. Bu mağaralar Dünya’nın her hangi bir ülkesinde olsaydı, bulunduğu bölgenin ekonomik refahına büyük bir katkıda bulunurlardı. Bizde ise mağaralara giriş ücreti bile alınmıyor haliyle bakımda yapılmıyor.
Çatalca Belediyesi üzerine düşeni yapıyor, zaman zaman Çevre ve Temizlik Müdürlüğü ekipleri bölgede temizlik yapıyor. İlçe Jandarma Komutanlığı ise güvenlik için bir ekip otosunu yaz aylarının gelmesiyle bölgeye göndermiş durumda.
Tüm bunlara rağmen mağara içlerini Ayyaşların mesken tuttuğu kesin. İçki şişeleri dolu içerisin. Bazıları ise hatıra olsun diye adını yazmış duvarlara. Duvar yazılamaları her yerde. Hiç zahmet etmemişler ve boya fırçaları ile yazılar yazmışlar. Bira içip, alem yapıp, yaktıkları ateş ile duvarları is içerisinde bırakmışlar. Kimileri ise define aramış. Ama yine de güzelliği her türlü olumsuz fikri kapatıyor.
Soluklanmak için mağarada oturuyorum bir köşeye ve “ Keşke ” diyorum içimden. Keşke İstanbul Valiliği, Kültür Müdürlüğü güzel bir çalışma yapsa da hatta bir Kemal Sunal müzesi oluştursa da buraya, Mağaraları turizmin göz bebeği yapsa. Hem ilçe ekonomisine de katkısı olur. Yine de gidin görün derim.
TARİHİ NEDİR ?
Milattan Önce 5500 yıllarına dayanıyor ilk yerleşim yeri olan mağaralar. M.Ö. 1200’lü yıllarda ise insan eliyle kayalar oyularak genişletilme yapılmış. M.S. 4. yy’dan itibaren ise Mağaralar Manastır’a dönüştürülmüş. Zemin dahil 4 kat bulunuyor, üst katlara kayalara oyulan merdivenler ile çıkılıyor. İçerisinde ise 1 kilise, kaya mezarları ve vaftiz teknesi var. 1950’lili yıllardan sonra yapılan kazılarda çıkan tarihi eserler ise İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergileniyor.
Türkiye’nin aydınlık günleri yakın, umudunuzu kaybetmeyin, esen kalın kıymetli okurlarım.